top of page

Şiddet Bilinçaltında Mı Oluyor?

  • Yazarın fotoğrafı: Kent Siyaset
    Kent Siyaset
  • 7 Şub 2021
  • 3 dakikada okunur

Sanal alandan sanal gerçekliğe tartışmalarının boyutları, yapay zeka ve robotik duygular, siber ve hibrit savaşlar ve hayatı anlamlaştıran sanatı tartışırken, şiddet; görünür-görünmez ve belirli-belirsiz ama bizimle yaşamaya devam ediyor. Şiddet konusunda bir çok makale kaleme alan Antropolog Fehmi Başusta her geçen gün şiddetin aralığının daraldığını, bireyin şiddet tünelinin uzadığını ve toplumun tüm bireylerinin etkilediğini vurguluyor. Ekonomik, sosyal ve siyasal yapının tüm katmanlarında bireyler farklı olsada şiddet karşısında eşit derecede etkilendiğini ifade ediyor.

1999 yılında Hacettepe Üniversitesi öğrenci toplulukları panelinde konuşan Fehmi Başusta şöyle devam ediyor.

“Şiddet toplumdan topluma nicel farklılık gösteriyor ama nitel özelliği her yerde aynıdır. Kötülük saçıyor ve hükmetmenin en önemli aracı haline geliyor. Eğitimsel ve çevresel farklılıkların yanı sıra sosyal ve ekonomik farklılıklar bile şiddeti ayırt etmemize olanak vermiyor.

Genel kabul gören ile genel olmayan arasında ki çatışıklık, kutsal ile olmayan arasında, kadın ile erkek arasında, tahakküm ile tahakküm edilen arasındaki çatışmadan beslenen şiddet türü ve şekli ile gün geçtikçe büyüyor.


Medyada her gün şiddet içerikli haberlere ve programlara yer veriliyor. Toplumsal hastalıkların başında gelen şiddetin olağanlaşması tedirginlik veriyor. Kurumların, toplum dinamiklerinin ve toplumsal yapıların şiddet konusunda daha hassas olması gerekir. Yönetenlerin ve hükümetlerin önleyici tedbirleri genişletmesi gerekir. Yasama ve uygulayıcı sistem yemi toplumsallaşma modelleri üzerine çalışmalıdır.


Kadınlar şiddet görüyor, çocuklar ebeveynleri tarafından öldürülüyor, yaşlılar varlıkları bahane edilerek tek hücreli odalara mahkum ediliyor. Şiddet sadece cinsiyet kökenli değildir. Eşitsizliğin olduğu her yerde, hiyerarşinin olduğu her yapıda, sosyal ve siyasal rollerin olduğu her yerde şiddet görülebilir. Egemen olma aracı olan şiddet toplumların tamamında görülür ve bazı toplumlarda kitlesel bir güce ulaşır. Karşıtlıkların olduğu ve eşitsizliklerin olduğu her ortamda şiddet görülebilir. Önemli olan şiddete karşı sıfır toleransla yasal ve hukuksal normların geliştirilmesidir.


Bir ailede yaşarken bile güven işinde olmadığını hisseden bireylerin çoğalması gelecek için tamiri zor yaralar üretiyor. Şiddet nedenli haberlerin kamusal alanın güvenliğini derinden sarstığını görüyoruz.”


Şimdi başka bir açıdan bakalım psikologların söylediklerine bakalım.

“Pınar, Özgecan, Bahar, Sultan gibi birçok kadının isimleri farklı fakat kaderleri aynı. Türkiye’nin kanayan yarası kadın cinayetleri her geçen gün daha da içimizi acıtıyor. Tablo öyle acı ki… Hemen hemen her gün vahşice öldürülen ya da yaralanan bir kadın ismi duyuyoruz. Peki, kadına şiddetin temelinde hangi dürtüler var? Ünlü, zengin ya da sıradan hiç fark etmeksizin erkekler neden kadına şiddet konusunda sabıkalı? Şiddete eğilimli erkek çocuklarında neler oluyor? Uzmanlar, çocukların bilinçaltında erkek cinselliğini, reddedilme korkusu ve üstünlükle birlikte algıladığını, kendinden aşağı gösterilen kadın cinsiyeti tarafından reddedilmeye tahammül edemediğini belirtiyor ve kadına şiddetle ilgili vahşi tabloların oluşmasında ” bilinçaltı” nın etkisini vurguluyor.


Türkiye’nin kanayan yarası kadın cinayetleri her gecen gün artıyor. Peki bu şiddetin temelinde ne var? Aslında, şiddet genellikle bir anda ortaya çıkmıyor. Bilinçaltında bir şekilde bastırılmış şekilde duruyor. Bazı olaylar burada uykuda duran şiddeti uyandırıyor. Uzmanlar bu sorunun bu noktada çözümlenmesi gerektiğini vurguluyor.

Şiddet Aslında Bir Korku İşareti

Şiddetin aslında bir korku işareti olduğuna vurgu yapan Bilinçaltı Uzmanı Lily Lale Yılmaz, ” Kişi o anda korktuğu için şiddete başvurur, çünkü konuşup ikna etme yeteneği olmadığı için elinde başka bir yol yoktur. Üstelik karşısındaki savunmasız ise, çocuk ve kadın gibi, bu dürtü daha da çok harekete geçiyor. 0-6 yaş arasında kişiliğimiz şekilleniyor. O yıllarda aldığımız kararlar bizi yönetiyor. Aileden şiddet gören çocuk yada annesinin babası tarafından şiddete maruz kaldığını izleyerek büyüyen erkek çocuk bunu doğal kabul ediyor ve elbetteki büyüyünce doğal bir şekilde uyguluyor. Üzerine bir de reddedilme korkusu oluşturup büyüttüyse ve narsist bir kişilik ise şiddete çok sık başvuruyor. Yapılan çalışmalardaki oranlara göre %40 narsistlerin otoritesini kaybetme korkusuyla şiddete başvurduğunu gösteriyor.. Dikkat edilirse, şiddete uğrayan kadın erkeğe “hayır” demiştir. Otoritesinin elden gittiğini hisseden ilkel kalmış erkek kolaylıkla şiddete başvurur. Bu tip erkeklerin içinde büyük bir “yetersizlik duygusu, değersizlik duygusu” vardır. ” ifadelerini kullandı.

Bilinçaltında Korku Yerine Sevgi


Yılmaz sözlerine şöyle devam etti ” Hayatımızı düzeltmemiz için sorunu kaynağından çözmemiz gerekiyor. Şiddetin sebebi olan duygu korkudur. Bütün hareketlerimiz iki temel duygudan doğar :sevgi ve korku. Bilinçaltında korkuyu alıp yerine sevgi koyduğunuzda kişi artık şiddete başvurmaz. Mesela Amerika’da bu gibi olaylarda psikiyatristler yada evlilik terapistleri kişileri hipnoz ile bilinçaltı temizlemeye yönlendirir. Ayrıca yine Amerika’da şiddet uygulayan erkek toplumdan soyutlanır, ehliyetine el konur ,kalabalığa girmesi yasaklanır ta ki bilinçaltından şiddet eğilimi tamamen yok olduğuna emin olunana kadar. “



Comments


bottom of page